Kapadokya’nın karşı kıyıdaki kardeÅŸ ÅŸehri KAVALA
Kapadokya’nın karşı kıyıdaki kardeÅŸ ÅŸehri KAVALA Deniz İNCEOÄžLU 22 Haziran 2009 Hürriyet Yunanistan’ın sahil kenti Kavala, İpsala’ya 174 kilometre uzaklıkta. 1923’deki Nüfus Mübadelesi’nde Kapadokya’nın Rumları bu ÅŸehre yerleÅŸtirilmiÅŸ. Kavala’nın Müslümanları ise Kapadokya dahil Anadolu’nun farklı ilçelerine göçmüş. Bu nedenle, her ne kadar resmen TekirdaÄŸ’la kardeÅŸ ÅŸehir olsa da, Kavala’nın Anadolu’daki gerçek kardeÅŸi Kapadokya. Kentin tarihi yarımadasında Osmanlı döneminin izleri hâla yaşıyor.
Her zaman görmek istediÄŸim ÅŸehirlerden biriydi Kavala. Yolculuk, Türk-Yunan Dostluk DerneÄŸi’nin düzenlediÄŸi Defne Türk-Yunan Dostluk Festivali sayesinde gerçekleÅŸti. Dernek etkinliÄŸi Yunanistan’da baÅŸlatıp Türkiye’de sonlandırıyor. Bu yıl Kavala-Kapadokya arasında yapıldı. Çünkü Kavala ve Kapadokya, iki farklı ülkede, birbirinden çok uzakta iki ÅŸehir olmasına raÄŸmen birbiriyle yakından baÄŸlantılı. 1923’de Lozan AntlaÅŸması uyarınca Yunanistan-Türkiye arasında baÅŸlatılan Nüfus Mübadelesi’nde Kapadokya’da yaÅŸayan yaklaşık 25 bin kiÅŸi, Hıristiyan oldukları için Kavala’ya yerleÅŸtirildi. Aynı ÅŸekilde Yunanistan’dan buraya göçen Türkler de oldu. Bu yüzden 2009 Defne Festivali’nin ana teması “KavuÅŸma” olarak ilan edildi. Akademisyenler, sanatçılar, sinemacılar ve yazarlar Kavala’yı ziyaret etti. Aralarında Osman Kavala gibi, kökleri bu ÅŸehre dayanan kiÅŸiler vardı. Türkiye’den gidenler Nea Defni üyeleriyle buluÅŸarak festivali gerçekleÅŸtirdi. Panel, dans gösterileri yapıldı, iki dilde yöresel ÅŸarkılar söylendi. Kaldığımız iki gün boyunca festival etkinliklerine katılmanın dışında tabii ki ÅŸehri ve hemen karşısındaki TaÅŸoz Adası’nı da gezme fırsatım oldu.
BALKONLAR ÇİÇEKLİ, KUŞLU
Kavala, Kuzey Yunanistan’ın en büyük, geliÅŸmiÅŸ ikinci büyük ÅŸehri. Zamanında tütüncülükle kalkınan ÅŸehir, günümüzde üzüm baÄŸları ve Avrupa BirliÄŸi’nin verdiÄŸi destekle geçimini saÄŸlıyor. YaÅŸam standartları yüksek. Sokaklar gençlerin kullandığı lüks otomobiller ve adım başı benzinciyle dolu. Kavala’nın sahil ÅŸeridi çok geniÅŸ olmasa da arkadaki daÄŸlara doÄŸru yoÄŸun bir kentleÅŸme göze çarpıyor. Tam burun kısmındaki eski binaların ve kalenin bulunduÄŸu yarımada kötü kentleÅŸmeden korunmuÅŸ. 1864 sonrasında bu bölgenin dışındaki alan yapılaÅŸmaya açılmış. Bu tarihten sonra kurulan mahalleler uzaktan güzel gözüküyor. Ancak yakından bakıldığında bunun bir yanılsama olduÄŸu ortaya çıkıyor. Nedeni çiçekle bezeli uzun, geniÅŸ balkonlar. Kavala’yı gezmeye plajından ya da limanından baÅŸlayabilirsiniz. Plaj, denizi karşınıza aldığınızda ÅŸehrin saÄŸ tarafında kalıyor. Arkasındaki kafelerde oturup bir ÅŸeyler yeme ve içme ÅŸansınız var. Ama ben olsam plajda fazla vakit kaybetmeden ÅŸehri turlamaya baÅŸlardım. Çünkü denize girmek için ideal yer, Kavala deÄŸil, TaÅŸoz Adası.
AKŞAM YEMEĞİ GEÇ BAŞLAR
Liman boyunca yürürken, rastladığım kafe ve restoranların sayısı ÅŸaşırtıcı. 63 bin nüfuslu bir ÅŸehir için çok fazla. Kavala son 10 yılda hızla turizme ağırlık verince bu iÅŸletmeler çoÄŸalmış. Adım başı oturup bir ÅŸeyler içip yiyecek yer bulabiliyorsunuz. Bunun en büyük avantajı bütçeye göre mekan seçebilmek. Fast food seviyorsanız “Goody’s”de hamburger ve gazoza yaklaşık 5 Euro yetiyor. Öğlen güneÅŸinden kaçmak için kafelerden birine oturup tavla oynayabilirsiniz. Mekanların en güzel hizmeti, sandalye oturduÄŸunuz anda koÅŸturarak buzlu su ikram edilmesi. AkÅŸam limandaki en güzel görünümlü mekanlardan birinde yediÄŸim Yunan salatası, hamsi tava ve bira 13 Euro tuttu. Burada akÅŸam yemeÄŸine bizdeki gibi 19.00 civarında giderseniz, etrafı bomboÅŸ görürseniz ÅŸaşırmayın. Yunanlar genelde saat 21.00’den sonra yemeÄŸe geliyor. Barlar 01.00’den sonra dolmaya baÅŸlıyor.
KALE YOLU ÇOK DİK AMA GÖRÜLMEYE DEĞER
Gezimizin ikinci gününü ÅŸehrin tarihi bölgesine ayırdık. Denize sırtınızı verdiÄŸinizde limanın en sağına düşen Nikolai Kilisesi’nden gezmeye baÅŸladık. 1530’da İbrahim PaÅŸa adına Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, 1926’da kiliseye dönüştürülmüş. İbrahim PaÅŸa’yı İstanbul’dan da tanıyoruz. Konağı, Sultanahmet’te Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılıyor. Kilisenin ana caddeye bakan tarafına yürüyüp karşı sokaktan yukarıya doÄŸru yürümeye baÅŸlıyoruz. Hediyelik eÅŸya satan dükkanları geçtikten sonra saÄŸ tarafta 1820’de Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali PaÅŸa’nın yaptırdığı külliye çıkıyor karşımıza. PaÅŸa, doÄŸduÄŸu yere katkısı olsun diye iki medrese, iki mescid, bir mektep ve bir imarethaneden oluÅŸan bu külliyeyi yaptırmış. Külliye beÅŸ yıl önce Mısır hükümeti tarafından 59 yıllığına Kavala’nın zengin bir tütün tüccarına kiralanmış. Åžimdi otel olarak kullanıldığından içi gezilemiyor. Ama en azından binanın bakımı yapılmış oluyor. Yolun devamında kaleye giden ilk dik yokuÅŸ baÅŸlıyor. YokuÅŸun tam ortasında Halil Bey Camisi (Alaca Cami) karşınıza çıkacak. Kazılar sonucunda çıkan bilgiler ışığında caminin, bir kilisenin üzerine inÅŸa edildiÄŸi iddia ediliyor. Bir dönem ekonomik kalkınma uÄŸruna Kavala’daki tarihi eserlerin çoÄŸu özel ÅŸahıslara satılıp kiralandığı için çoÄŸu yıpranmaktan kurtulamamış. Cami binasında da 10 yıl öncesine kadar üç aile yaşıyormuÅŸ. Kavala gitgide turistik bölgeye dönüşünce olduÄŸundan bina boÅŸaltılmış. Kale yolu üzerinde olduÄŸu için ÅŸimdi restorasyonu yapılıyor. Bunun soluna doÄŸru yürüdüğünüzde kalenin son adımı ve en dik yokuÅŸu olan sokaÄŸa gireceksiniz. Bu dik yokuÅŸlar sakın gözünüzü korkutmasın çünkü çevresindeki eski ve güzel evlerle kaleye vardığınızda göreceÄŸiniz manzarası gerçekten harika.
KAVALALILAR DENİZE TAÅžOZ’DA GİRİYOR
Eski ÅŸehrin tadını çıkarıp dönüş yolunda hediyelik eÅŸya satanlardan magnetler, takvimler, yüzükler aldıktan sonra TaÅŸoz Adası’na giden saat 13.30’da kalkan feribota yetiÅŸtik. Bilete 4,60 Euro ödedik. Tıpkı İstanbul’dan Adalar’a gider gibi güvertesinde oturup güneÅŸlendik. Yol yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Gemi yolcuları TaÅŸoz’un küçük bir köyünde bırakıyor. İsterseniz yine Kavala’dan 09.00, 12.00 ve 14.00’te kalkan hızlı feribota binebilirsiniz. 10 Euro’ya direkt TaÅŸoz’un merkezine inebilirsiniz. Ama köyü görmenizi de tavsiye ederim. Çünkü toplasanız 20 evin olduÄŸu bu köyün sahili dalgasız ve denize çok rahat giriliyor. Sahildeki lokantalar da çok ucuz. Bir tanesinde epeyce deniz mahsulü yiyip içtikten sonra adambaşı sadece 11 Euro ödedik. Köyden, adanın 15 kilometre uzaktaki merkezine ulaşım taksiyle 15 Euro. Burası, daha geliÅŸmiÅŸ. İlk bakışta Kavala’dan farksız. Ama sahilde yürümeye baÅŸladığınızda evlerin hâlâ eski güzelliÄŸini koruduÄŸunu görüyorsunuz. Sahilde pek çok taverna, pansiyon ve plaj kafesi var. Her biri farklı, rengarenk süslenmiÅŸ. Ancak bir önceki köye göre fiyatlar çok daha pahalı. TaÅŸoz Adası’nın en önemli özelliÄŸi yaklaşık 100 kilometrelik sahil ÅŸeridinde pek çok farklı güzellikte koyunun olması. Denizi de rüzgarın ÅŸiddetine ve yönüne göre her koyda farklılık gösteriyor. Bir yerde dalga çıkıp deniz bulandığında hemen öbürüne geçip dümdüz bir suya girme ÅŸansınız var. Bunun için Kavalalılar denize girmek için günübirlik de olsa burayı tercih ediyor.
SAYGISIZ ŞOFÖRLERE DİKKAT
Kavala’da Türkiye’de gördüğünüz pek çok kötü özellikle karşılaÅŸmak mümkün. Dilenciler, saat ve çanta satan zenciler, otomobil camı silenler burada da çok var. Bir de saygısız ÅŸoförler. Almanya, Hollanda, İsveç gibi Avrupa ülkelerinde görmeye alışık olduÄŸumuz ÅŸoförün yol verme alışkanlığı ne yazık ki buraya hiç uÄŸramamış. Aynı Türkiye’deki gibi yayanın yola atlayarak geçiÅŸ hakkını kullanması gerekiyor.
|