Anasayfa   Ýletiþim  
Reklam  
   
 
 
   
Google
   
   
    
 
 

 
 
 
 
 

Zhelyu Zhelev: Asimilasyon Utancımız

Azınlık ezilirse özgürlük olmaz    
 
Ezgi BAŞARAN Hürriyet
15.06.2009
 
Komünist rejim döneminde Bulgaristan’ın saÄŸduyulu ve muhalif aydınıydı felsefeci Dr. Jelio Jelev. Yıllarca sivil örgütlerde ve mecliste Türk azınlığın hakları için çalıştı, Todor Jivkov’un Türklerin isimlerini Bulgar isimleriyle deÄŸiÅŸtirmesini, anadillerinin ve kültürlerinin yasaklanmasını içeren asimilasyon politikasına ÅŸiddetle karşı çıktı.

Jivkov devrildikten sonra da, 1990-97 arasında CumhurbaÅŸkanlığı yaptı. Bu dönemde Türk azınlığın en güvendiÄŸi Bulgar siyasetçiydi, Ahmet DoÄŸan’ın kurduÄŸu Hak ve Özgürlükler Partisi’ni hep destekledi. Åžu anda Bulgaristan’daki Türklerin haklarının iade edilmesinde, mecliste yer almasında, hükümeti kuran koalisyonlarda kilit parti olacak kadar güçlenmesinde payı büyük. Jivkov döneminde Bulgar Türkleri’nin zorunlu olarak Türkiye’ye göç ettirilmesinin 20’nci yılında Jelev’le konuÅŸtuk. Azınlık sorununun çözümünde Bulgar modeli nedir bu röportajda adım adım göreceksiniz.

Siz Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir yerde doğup büyüdünüz değil mi?

Evet, Åžumnu bölgesindeki bir köyde. Köyümüzün nüfusunun dörtte biri Türktü. Çok çalışkan olduklarını hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde tarlalarını sürer, çayırlarını biçerlerdi. Biz de babamla kaÄŸnımızı sürer, ovada Türk komÅŸularımızla karşılaşırdık. O ovada onlardan çok bilgece sözler duymuÅŸumdur. Babam Türkçe bilir sohbetlere katılırdı: "YaÄŸmur gelir çamur olur" derdi mesela. Türkler de ona Bulgarca "Bu dünya böyle gider, doÄŸru giden kör olur" diye karşılık verir, sözü tamamlardı. Aramızda sonsuz bir güven ve dostluk vardı. Birbirimize evimizin barkımızın anahtarlarını bırakırdık. Sonra bir gün Bulgaristan ve Türkiye hükümetinin yaptığı bir anlaÅŸma sonucunda komÅŸularımızın Türkiye’ye göç etmesine karar verildi. Yıl 1951.

Türkleri köyün sonuna kadar uğurlamıştık

Ne hissetmiÅŸtiniz?

Yaşım küçük olmasına rağmen o günü unutamıyorum. Türkler tren garına kadar bagajlarını götürmek için kamyonlar tutmuşlardı. Biz Bulgarlar da o kamyonları köyün sonuna kadar uğurlamıştık. Bir çoğumuz ağlıyorduk. Türkler de kamyonlardan biz Bulgar çocuklarına karamelli şekerler atıyorlardı.

Peki Türk azınlığı asimile etmek ilk ne zaman Bulgaristan’ın devlet politikası olmuÅŸtu?

Todor Jivkov zamanında, yani Komünizm döneminde. Komünizm öncesinde ise anlattığım gibi, Bulgaristan ve Türkiye hükümetleri arasında çeşitli anlaşmalar ve sözleşmelere dayanan çeşitli göçler yaşandı ama asimilasyon yoktu.

Türklerin Bulgar olacağını sandı

Jivkov sadece Türklere ve Pomaklara mı kafayı takmıştı yoksa başka azınlıkların da hayatı zor muydu?

Jivkov, Bulgar hükümetinin nüfus politikasının yanlış olduğunu düşünüyordu ve gündeminde Türk azınlıklar vardı.

Türk azınlığı yoktur, Osmanlının zorla Türkleştirdiği Bulgarlar vardır mantığında mıydı?

Bence onun bu maceraya girişmesinin başlıca nedeni şudur: Türklerin kıyafetlerini değiştirerek, onlara Bulgar isimleri vererek, kamusal alanda anadillerini yasaklayarak onların otomatikman Bulgar olacağını düşünüyordu. Eğer herkes Bulgar ismi taşıyorsa kimin hangi etnik kökenden olduğunu nasıl bileceksin fikrindeydi. Nüfus sorununu böyle çözmeye çalışıyordu. Bunun ne kadar sığ bir düşünce yapısı olduğunu söylememe herhalde gerek yok. Buna ben ancak siyasi adilik ve aptallık diyebilirim.

Asimilasyon bizi yok eder dedik

Siz bu arada Bulgaristan’ın önde gelen aydını olarak asimilasyon politikasına nasıl tepki vermiÅŸtiniz?

Biz bir süre durumu tam anlayamadık çünkü rejim elinde tuttuğu bütün propaganda araçlarını kullanarak "Türkler kendi rızalarıyla Bulgar isimleri aldılar" mesajını yaydı. Halkın büyük çoğunluğu da buna inanıyordu. Fakat sonra Türkler isimlerinin zorla değiştirildiğini söyleyerek sokaklara döküldü. Biz aydınlar da, bir azınlığın baskıyla kimliklerine müdahale edildiğini anlamış olduk. Hemen muhalif bir dernek oluşturduk ve 1988 yılının başında ve 1989 baharında iki deklarasyon yayınladık.

Ne diyordunuz?

Asimilasyonun nasıl yapıldığını anlattık ve buna çok sert bir dille karşı çıktık. Bu asimilasyon politikasının sürdürülmesi Bulgaristan’ı yok eder diyorduk.

Gizli servis de bize karşı çalıştı

Jivkov bu deklarasyona ne dedi?

131 aydın olarak bu deklarasyonu imzaladık, sonra o dönem parlamentonun başındaki Todorov’a, baÅŸsavcıya ve Jivkov’a gönderdik. Hiç hoÅŸuna gitmedi tabii ama biz de zaten ondan izin almamıştık. Sonra bir ÅŸairimiz bu deklarasyonu Avrupa Radyosu’nda okuyunca tüm dünyaya durumu anlatmış olduk. BBC, Deutsche Welle, Amerikan’ın Sesi gibi radyolar da bu metni yayınlamaya baÅŸladı hemen. İki hafta boyunca deklarasyonun tam metni bütün radyolarda okundu. İşte o zaman Jivkov’un sabrı taÅŸtı ve gözaltına alınmalar baÅŸladı. Aralarında benim de bulunduÄŸum 16 kiÅŸi gözaltına alındık. Evlerimiz ofislerimiz altüst edildi.

Sonra?

Bulgaristan gizli servisi ülkenin çeşitli yerlerinde Türk azınlığın haklarını savunan bizimki gibi sivil örgütlere karşı büyük mitingler düzenledi. Ve hepimiz hain ilan edildik, defolsun vatan hainleri sloganları atıldı o mitinglerde.

Türkler direnişte hiç şiddete başvurmadılar

Bu arada Bulgaristan Türkleri nasıl direniyordu? Hatırladığınız en şiddetli örnek hangisi?

Gösteriler yapıyorlardı. En etkilisi de açlık grevleriydi. Binlerce kiÅŸi... Günlerce açlık grevi yapıyordu. Biri bitiyor, biri baÅŸlıyordu. Ama ÅŸiddete hiç baÅŸvurmadılar. Sadece bir olay var; 1986’da trene bir bomba konulmuÅŸtu. Ama bugünlerde bu bombanın da Türkler tarafından konulduÄŸu konusunda şüpheler var. Bulgaristan gizli servisinin tarafları kışkırtmak için bu bombayı koymuÅŸ olabileceÄŸi konuÅŸuluyor. O dönemde Bulgaristan ve Türkiye devletleri arası da iyi gerildi. Jivkov tansiyonu düşürmek için, "Sınırı açıyorum, isteyen Türkler gidebilir" dedi. Böyle lanse edilse de bu zorunlu bir göçtü.

1989’daki bu zorunlu göçle ilgili fikriniz neydi?

Elbette bu bir çözümdü ama kimin için? Jivkov ve yakın çevresi.

Siyasetin en ilginç dönemini yaşadım

"SİYASETİ bıraktım; çünkü benim için siyaset büyük deÄŸiÅŸimlerin yaÅŸandığı dönemde ilginçti. Büyük bir sistemin, ideolojinin, dış politikanın kökten deÄŸiÅŸmesine sadece ÅŸahit olmadım, bizzat içinde yer aldım. Bu bakımdan önemli bir siyasetçiler neslini temsil ediyorum. Sosyalist ülkelerin üye olduÄŸu bir ekonomik forumun dağılmasını saÄŸladık. VarÅŸova Paktı’nın dağılması için imza veren bir siyasetçiyim. Daha da önemlisi Sovyetler BirliÄŸi dağıldı ve komünizm imparatorluÄŸu çöktü."

YARIN: Türklerin asimilasyonu alnımızdaki utanç lekesiydi

Asimilasyon utancımız      

Ezgi BAÅžARAN 16 Haziran 2009

Bulgaristan eski Cumhurbaşkanı Dr. Jelio Jelev, 1984-89 arasında Türklere karşı asimilasyon politikası yürüten komünist lider Todor Jivkov düştükten sonra ülkenin demokratikleşme sürecini, Türklerin haklarının nasıl iade edildiğini anlattı, "Uluslararası arenada güven ve prestij kaybettik. Ülkenin alnındaki utanç lekesiydi" dedi.


Azınlık ezilirse özgürlük olmaz
Jivkov devrildikten sonra yerine gelen Mladenov kısa sürede bir çok deÄŸiÅŸiklik yaptı. Hükümet politikalarının eleÅŸtirilmesini yasaklayan 273’üncü madde, muhalif örgüt kurmayı engelleyen 108 ve 109’uncu maddeleri deÄŸiÅŸtirildi. Bu yüzden hapse giren Türkler serbest kaldı. 3 ayda bu yol nasıl alındı?

14 Aralık 1989’da parlamento binası önünde büyük bir miting vardı. Sofya Üniversitesi öğrencileri baÅŸlattı. İstekleri, "Yönetim gücü Bulgar Komünist Partisi’nin elindedir" diyen anayasanın birinci maddesinin kaldırılmasıydı. Onlara Deliorman ve Rodop’tan gelen Türkler katıldı. Herkes çok kızgındı. Devletin kontrol gücü zayıflıyordu. Komünist rejimin aklıselim ve muhalif siyasetçileriyle Bulgaristan Türkleri birlikte hareket etmeye baÅŸladı. Bunun üstüne Bulgar Komünist Partisi (BKP) içindeki liberaller de parti içinde bir darbe yaptı. Merkez kurulunda muhalefet artık çok güçlendi, onlara kulak vermezsek devlet olarak iyice zayıflayacağız diye düşündüler. Sonra zaten 1947’de komünist rejimin yasakladığı partiler de yeniden siyasete girdi. Çok kısa bir süre içinde demokratikleÅŸme adına çok büyük adımlar atılmış oldu. Türklere isimleri iade edildi.

İç savaş tehlikesi vardı

29 Aralık 89’da Parlamento BaÅŸkanı Todorov çıkıp "Bulgaristan’da yaÅŸayan herkes adını, dinini ve dilini özgürce seçebilir" açıklamasına Bulgar milliyetçileri nasıl tepki göstermiÅŸti?

Çok sert ÅŸekilde. Ülkenin her yerinden, fabrikalarından otobüslerle adamlar taşındı Sofya’ya. Åžehir neredeyse abluka altına alındı. Neyseki Bulgar milliyetçileri ve Türkler hiç karşı karşıya gelmedi ve kan dökülmedi.

Siz 1990’da CumhurbaÅŸkanı olduktan sonra gerginliÄŸi nasıl yatıştırdınız?

Parlamentonun çıkarmış olduğu azınlık hakları yasalarının arkasında durdum her şeyden önce. Milliyetçiler buna kızıyordu ama devlet değil, milliyetçiler geri adım attı. Yoksa ülke bir iç savaşa sürüklenebilirdi. Sonra Ahmet Doğan öncülüğündeki Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) kuruldu ve bu sorunla ilgilenmeye başladı. Muhalefetle el ele mücadele verdiler.

Milliyetçilerin en büyük endişesi "Haklarına kavuşan bu Türkler şimdi bir de özerklik ister" miydi?

İşte bu söylentiyi gizli servis çıkarmıştı, halbuki Türklerin hiçbir zaman böyle bir talebi olmadı. HÖH lideri Doğan mecliste bunu bir çok kez söyledi, teminat verdi.

HÖH partisinin bu tutumunun azınlık sorununun çözümünde faydası oldu mu?

Elbette. En önemlisi hiç ÅŸiddete baÅŸvurmadılar ve aşırı milliyetçilerin eline koz vermediler. HÖH’ün politikası çok ılımlı ve akıllıcaydı. ÖrneÄŸin kendi partisinin içindeki aşırı milliyetçileri tasfiye etti. Hiçbir Bulgaristan Türk’ünün ayrılıkçı olmadığını ilan etti ülkenin en resmi kürsüsünden. Sonunda Türk isimlerinin iadesi dışında, Türkçe’nin devlet okullarında seçmeli ders olarak okutulması, ibadet özgürlüğü gibi doÄŸal haklarına kavuÅŸtular.

Türkler 20 yıldır siyasette

Şu anda sadece Türkçe okutulan devlet okulu yok değil mi?

Komünizm’den önce 1940’larda Åžumnu’da bir Türk okulu vardı. Ama ÅŸimdi sadece iki tane imam hatip lisesi var. Ama bu da normal. Bulgaristan’da yaÅŸayan bir halkın Bulgarca eÄŸitim görmesi entegrasyon için elzemdir. Yahudi ve Ermeni okullarında da Bulgarca resmi dil olarak okutuluyor mesela.

Türklerin kurduğu partiler politikalarını Türklük üstüne mi kuruyor, yani sadece kimlik siyaseti yaparak mı oy topluyor?

Onlar elbette bir Bulgaristan partisi. Son 20 yılda kurulmuÅŸ bütün meclislerde yer aldılar. Liberaller. Hatta ben onların Liberal Enternasyonal’e üye olmaları için referans verdim.

Kürt sorunu, dünyanın sorunu haline gelecek

Türkleri asimile etme politikası ne kaybettirdi?

Uluslararası arenada güven ve prestij kaybettik. Ülkenin alnındaki utanç lekesiydi. Kimse Bulgaristan’la alışveriÅŸ yapmak istemiyordu. İnsan hakları forumlarında nelerin yapılmaması gerektiÄŸi konusunda Bulgaristan örneÄŸi verilirdi. Ülke içinde de hem ekonomik hem de ahlaki bir kriz yaÅŸandı bu nedenle. Neyse ki ÅŸu anda gerekli olan bütün haklara sahipler.

Doğu Bloku ülkeleri ya da Türkiye azınlık sorununu kan dökülmeden neden halledemiyor?

Türkiye’nin durumu farklı çünkü Kürt sorunu çok karmaşık. Türkiye, İran ve Irak’ta 30 milyondan fazla Kürt var bazı verilere göre. Bu doÄŸruysa Kürtler ÅŸu anda devleti olmayan en büyük halk. Bence Kürt sorunu bu yüzyılda sadece Türkiye’nin deÄŸil, dünyanın sorunu haline gelecek.

ÖZÜR: Bulgaristan’daki Türklerin zorunlu göçe tabi tutuluÅŸunun 20. yılı nedeniyle hazırladığım dizinin dün yayınlanan bölümünde "Bulgar Türkleri" ifadesi yeralmıştı. Bu nedenle okuyucularımızdan özür diliyorum. DoÄŸrusu "Bulgaristan Türkleri" olacak.




 

 
Nutuk (Sesli ve Görsel)
 
Etkinlik Takvimi
, 2026
PzrPztSalÇrşPrşCumCts
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
 
 
 
 
Copyright Aralýk 2002 © balkanpazar.org
tasarým ve uygulama Artgrafi.net