Anasayfa   Ýletiþim  
Reklam  
   
 
 
   
Google
   
   
    
 
 

 
 
 
 
 

Balkanlar'da kimlik bunalımı

Balkanlar'da kimlik bunalımı

Yunanistan Ortodoks Arnavutların Arnavutça konuşan Helenler olduğunu iddia ediyor. Böylece, 3.5 milyon nüfuslu Arnavutluk'un resmi rakamlarına göre yüzde 3 olan Yunan azınlık oranı Yunanistan'a göre yüzde 12'lere kadar tırmanıyor.


Gözde Kılıç Yaşın

Cumhuriyet / Strateji- Balkanların kapalı kutusu Arnavutluk, güney sahillerinde sıcak günler yaşıyor. Yunanistan’ın Korfu Adası’nın hemen karşısında yer alan beÅŸ bin nüfuslu Himara kenti, genelde seçim zamanlarında bölgede yaÅŸayan Yunan azınlığın taÅŸkın gösterileri ile gündeme gelirken bu kez Vasilis Bollano hakkında kamu malına zarar vermek ve yetkilerini kötüye kullanmak suçlarından açılan kamu davası ile konuÅŸulacak. Himara Belediye BaÅŸkanı Bollano, Vlora limanına uzanan otoyoldaki trafik iÅŸaretlerini Yunanca yazılmadığı gerekçesiyle söktürtmüştü. Meseleyi sorun haline getiren ise yoÄŸun olarak Arnavutluk’un güneyinde yaÅŸayan Yunan kökenlilerin azınlık, mülkiyet ve dil hakkı konusunda hükümetle yaÅŸadığı anlaÅŸmazlıktı. Yunanistan’ın Arnavutluk’un güneyindeki “Kuzey Epir” bölgesini kendisine baÄŸlama planları da gerginliÄŸin temel sebebini oluÅŸturuyor. Söz konusu Yunanistan olduÄŸunda gerginlikler tek taraflı baskı politikalarına dönüşebildiÄŸi için Arnavutluk bir anlamda köşeye sıkışmış durumda. Yunanistan sadece AB ve NATO’daki veto hakkını deÄŸil ekonomik sıkıntılar nedeniyle Yunanistan topraklarına yasal ya da yasadışı yollardan göç eden yaklaşık 500 bin Arnavut göçmeni de Arnavutluk üzerinde baskı kurmak için kullanıyor. Nitekim 1993’te Arnavutluk’un güneyini Yunanistan sınırları içinde gösteren haritalar dağıtan bir Yunan papazın sınır dışı edilmesini Yunanistan 2.500 Arnavut’u sürerek cevaplamıştı. Aynı ÅŸekilde 1994 Nisan’ında Arnavut Yunan sınırında yaÅŸanan silahlı çatışmada iki Arnavut askerin ölmesi üzerine Yunan azınlığı temsil eden Omnia yöneticilerinden beÅŸi, yasadışı silah bulundurmak ve casusluk suçundan tutuklanınca Yunanistan beÅŸ kiÅŸiye misilleme olarak 70 bin Arnavut göçmeni sınır dışı etmiÅŸti.



Zorunlu iliÅŸkiler

SoÄŸuk Savaşın bitiÅŸi ardından 1992’deki ilk demokratik seçimleri kazanan Demokratik Parti lideri Sali BeriÅŸa, ülkesine yönelik emellerini gizlemeyen Yunanistan ve Sırbistan’a mesafeli kalırken Türkiye ve Makedonya’yla yakın iliÅŸkiler kurmuÅŸtu. Şüphesiz ki böylesi bir tercih, Yunanistan’ın Bosna-Arnavutluk-Kosova-Türkiye ekseninde oluÅŸtuÄŸunu iddia ettiÄŸi -Müslüman- YeÅŸil KuÅŸak’ı kesmek üzere Rusya-Bulgaristan-Sırbistan-Yunanistan ekseninde Ortodoks Hattı oluÅŸturma giriÅŸimi ile son derece ilintiliydi. 1997’de patlak veren banker krizi Arnavutluk’ta derin bir kaosa sebep olurken iktidar da Sosyalist Parti’ye ve lideri Fatos Nano’ya geçti. Bu tarih aynı zamanda Arnavutluk-Yunanistan iliÅŸkilerinde de bir dönüm noktası oldu ve Arnavutluk tamamen Yunanistan’ın nüfuz alanına girdi. Ortodoks Arnavut olan Nano’dan iktidarın 2005 seçimleriyle tekrar Berisha’ya geçmesi Yunanistan’ın Arnavutluk üzerindeki denetimini hafifletmedi. Çünkü Yunanistan Karamanlis iktidarı ile 2004’ten itibaren “YeÅŸil KuÅŸak” teorisinden vazgeçiyor ve komÅŸularıyla sorunlarını artık AB havucunu kullanarak ve Balkanların baÅŸat ekonomisi haline gelerek çevre ülkelerin ekonomisine sızma ve siyasi bağımlılık yaratma politikasıyla çözme yoluna gidiyordu. İletiÅŸim, inÅŸaat, petrol ve bankacılık sektörlerinde Balkanları etkisi altına alan Yunanistan Arnavutluk'la ticaret yapan ÅŸirketlerini destekleyen programları da devreye soktu. Böylece Arnavutluk sadece siyasi olarak deÄŸil aynı zamanda ticari ve ekonomik açıdan da Yunanistan'ın etki alanına girdi. AB fonlarının Arnavutluk’a ulaÅŸmasını engelleyebilme gücü, yüzbinlerce Arnavut işçi üzerinde uyguladığı siyasi - ekonomik baskılar ve elbette ki AB ve NATO üyeliÄŸini veto edebilme gücü de eklenince artık Arnavutluk’un Yunanistan ile iyi iliÅŸkiler sürdürmek dışında herhangi bir dış politika seçeneÄŸi de kalmadı. Yunanca’nın ülkenin ikinci resmi dili kabul edilmesi, Yunan azınlığa otonomi verilmesi gibi talepleri nedeniyle Himara Belediye BaÅŸkanı Bollano’ya ve bu tür bir siyaseti körükleyen Yunanistan’a karşı duyulan tepkiler Arnavutlar’ın tahammül sınırlarını çoktan aÅŸmasına raÄŸmen Tiran’ın son sıcak geliÅŸmelere tedbirli ve yumuÅŸak yaklaÅŸacağı aÅŸikar. Yani son etnik gerilimden her halükarda zarar görecek olan Arnavutluk olacak.



Kimlik bunalımı

Yunanistan Ortodoks Arnavutların Arnavutça konuÅŸan Helenler olduÄŸunu iddia ediyor. Böylece, 3.5 milyon nüfuslu Arnavutluk’un resmi rakamlarına göre yüzde 3 olan Yunan azınlık oranı Yunanistan’a göre yüzde 12’lere kadar tırmanıyor. Yunanistan, 1913’te Arnavutça konuÅŸan binlerce insanın bulunduÄŸu Tsamerya bölgesini Londra Konferansı ile sınırlarına katmış ancak “Kuzey Epir” olarak adlandırdığı Arnavutluk’un güneyinde yer alan Gjirokaster ve Korçe bölgesini de almaya izin koparamamıştı. Bu nedenle resmi politikasının öncel baÅŸlıkları arasına bir “Kuzey Epir Sorunu” alan Yunanistan, Arnavutluk’la iliÅŸkilerini bu sorunun ekseninden ele almıştır. Yunanistan, bir yandan önce OrtodokslaÅŸtırma ardından HelenleÅŸtirme çalışmalarını sürdürürken diÄŸer yandan da etnik ve dini aidiyetlerin belirleneceÄŸi bir sayımın yapılmasını ve Makedonya’daki “kurucu halk” sayılan Arnavutlarınkine benzer bir statünün Yunan azınlık için saÄŸlanmasını resmi dille talep ediyor. Halbuki siyasi parti kurabilen, parlamentoda temsil edilen, anadilde eÄŸitim alabilen; üç gazetesi-iki dergisi, iki lisesi-on ortaokulu olan, gerekirse tek bir öğrenci için açık tutulan sınıfları bulunan bir Yunan azınlıktan bahsediyoruz. Bundan sonra Yunan bayrağı çekmek, özerkleÅŸmek belki sonrasında Yunanistan’a baÄŸlanmak özlemi çeken bir azınlık gurubu var Arnavutluk’un. Arnavutluk-Yunan sınırının bir de diÄŸer tarafı var. Etnik kimliklerini söyleyemeyen, ana dillerini kullanmaları yasak olan bazı Arnavutlar da Yunanistan’ın azınlığı.

Sınırın doÄŸu yakasındaki Arnavutlar kendilerince varlar Yunanistan’a göre yoklar. Tıpkı Yunanistan’da Makedonların deÄŸil Slav dilini konuÅŸan Helenlerin; Türklerin deÄŸil Müslüman Helenlerin yaşıyor olması gibi. Ama nedense o Helenlerin Slav dili konuÅŸanlarından 40 binini sürmüş, MüslümanlaÅŸmış Yunanlıların 60 binini vatandaÅŸlıktan atmış, Müslüman Çamerya (Arnavutları) Helenlerini ise soykırıma tabi tutup kalanlarının da 130 binini sınır dışı etmiÅŸtir.

Yunanistan’ın eski CumhurbaÅŸkanı Kostis Stefanopulos’un Arnavutluk ziyaretinde kendisini “YaÅŸasın Helenizm” pankartları ve Yunan bayraklarıyla karşılayan Yunan kökenli Arnavutluk vatandaÅŸlarına: “Kuzey Epir Yunanlıları için uluslararası sözleÅŸmelerin azınlık için öngördüğü hakları talep ediyoruz…Herkesin kendini tanımlama hakkı vardır. Adalet herkese eÅŸit dağıtılmalıdır… Yalan söylüyorlarsa Arnavutluk AB yüzü göremeyecek”(1) sözleriyle seslenmesi, Yunan politikalarındaki çift dilliliÄŸi sergiliyor. Yine Stefanopulos’un “Kıbrıs ile Güney Arnavutluk Yunanistan’ın esaret altında olan yerleridir”(2) beyanatı gibi Arnavutluk’un güneyi ile ilgili olarak yaptığı “Arnavutlar Yunan topraklarını iÅŸgal altında tutuyor. İyi komÅŸuluk iliÅŸkilerimiz, bu durumu unutmamız gerektiÄŸi anlamına gelmemektedir” ÅŸeklindeki açıklaması bazı politikaların eskimeyeceÄŸini gösteriyor.

Tarihin her döneminde azınlıklar, zorunlu entegrasyondan soykırıma uzanan devlet politikalarının öznesi olmuşlardır. Uluslararası alanda ise devletlerin iç işlerine müdahale amacıyla kullanılan bir tür az masraflı diplomasi aracı/silahı işlevi görmüşlerdir.

Azınlıkların ortaya çıkışının çizilen sınırlarla baÄŸlantılı olması genel anlamda azınlıkların komÅŸu devletlerin çoÄŸunluklarından oluÅŸtuÄŸu sonucuna götürüyor. Bu da azınlıkların durumunun karşılıklı anlaÅŸmalarla düzenlenmesi imkanını doÄŸuruyor. Ne var ki, devletlerin etkinlikleri ve ittifakları, azınlıklar konusunda da hukukun güce ve siyasete dayalı bir biçimde ÅŸekillenmesine yol açıyor. Yani çifte standartlara… İşin aslı baÄŸlayıcılığı bakımından taraf gözetmemesi gereken uluslararası anlaÅŸmalar da çözüm getirmiyor. Dolayısıyla, egemen devletlerin eÅŸitliÄŸi prensibiyle baÄŸlanmış uluslararası hukuk açısından bazı güçlü ya da koruma altındaki devletler diÄŸerlerinden daha eÅŸit oluyor… Uluslararası hukuk bir kez daha güç ve çıkar olmaksızın baÅŸvurulamayacak iyi niyetler bütünden ibaret oluyor.

(1)http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=132128&tarih=24/10/2004

(2)http://www.ntvmsnbc.com/news/308225.asp



gyasin@tusam.net

22 Eylül 2008

 

 
Nutuk (Sesli ve Görsel)
 
Etkinlik Takvimi
, 2026
PzrPztSalÇrşPrşCumCts
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
 
 
 
 
Copyright Aralýk 2002 © balkanpazar.org
tasarým ve uygulama Artgrafi.net