Makedonya seçimleri ve muhtemel gelişmeler
Makedonya seçimleri ve muhtemel geliÅŸmeler Ayhan Demir ayhan_demir@hotmail.com 14.06.2008 mİLLİ gAZETE Makedonya Parlamentosu, 12 Nisan 2008 tarihinde aldığı kendini fesih kararının ardından, 1 Haziran’da erken genel seçime gitti. Seçimlerden önce baÅŸlayan gergin ortam seçim günüde devam edince birçok ÅŸiddet olayı yaÅŸandı. Seçimlere koalisyon hükümetinin büyük ortağı olarak giren aşırı saÄŸcı-milliyetçi Makedon partisi VMRO-DPMNE, tek başına hükümet kuracak desteÄŸi alarak çıktı. Ancak seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz Makedonya Seçim Komisyonu’na itirazlar da gelmeye baÅŸladı. İtirazları inceleyen Makedonya Seçim Komisyonu, genel yaÅŸanan ÅŸiddet eylemleri, hile ve usulsüzlük yüzünden, 15 Haziranda yenilenmek üzere, 186 oy merkezinde daha sonuçların geçersiz kılındığını açıkladı.
Makedonya’nın, iki yıl gibi kısa bir sürenin ardından, neden erken seçime gitme ihtiyacı duyduÄŸunu anlamak için öncelikle Makedonya’daki seçim sistemine ve son iki parlamento seçiminin neticelerine bir göz atmakta fayda var. 1991 senesinde bağımsızlığını ilan eden Makedonya, 1 Haziran günü, beÅŸinci dönem parlamento seçimini gerçekleÅŸtirdi. Seçim yasasına göre, dört yılda bir gerçekleÅŸtirilen seçimlerde; altı seçim bölgesinden seçilen, 120 parlamenter parlamentoya gönderiliyor. 2002 ve 2006 yıllarında gerçekleÅŸtirilen seçimler de bu taksime göre gerçekleÅŸtirilmiÅŸti. Bilinmesi gereken önemli bir baÅŸka nokta da bugüne kadar Makedonya’da kurulan tüm hükümetlerde en az bir Arnavut partisi hükümet ortağı olmuÅŸtur.
2002 yılında gerçekleÅŸtirilen parlamento seçimleri neticesinde, Makedonya Sosyal Demokratlar BirliÄŸi (MSDB) iktidara gelmiÅŸti. Makedonya’da Osmanlı’ya karşı isyan eden zümreyi temsilen kurulan VMRO’nun devamı olan, aşırı saÄŸcı-milliyetçi, VMRO-DPMNE ise muhalefette kaldı. MSDB, seçimlere kısa bir zaman kala kurulan ve Makedonya Arnavutlarının iki büyük partisinden biri olan Entegrasyon için Demokratik Birlik Partisi (EDB) ile koalisyona kurdu. Kosova KurtuluÅŸ Ordusu’nun (UÇK) devamı olan EDB’nin lideri UÇK lideri Ali Ahmeti’dir.) Türklerin en büyük partisi olarak seçimlere katılan Türk Demokratik Partisi (TDP) de, iki milletvekiliyle koalisyonun küçük ortağı oldu.
Yunanistan’ın siyasi manevraları...
5 Temmuz 2006’da yapılan bir önceki parlamento seçimlerinde durum biraz daha farklıydı. Aşırı saÄŸcı-milliyetçi Makedon partisi VMRO-DPMNE, bir kaç küçük partiyle koalisyon kurduÄŸu seçimlerden 44 parlamenter kazanmış olarak çıktı. Makedonya Sosyal Demokratlar BirliÄŸi (MSDB), 32 parlamenter ile muhalefette kaldı. Arnavut Ali Ahmeti baÅŸkanlığındaki Entegrasyon için Demokratik Birlik Partisi (EDB) 18 parlamenter ile temsil hakkı elde etti. Arben Caferi liderliÄŸindeki diÄŸer saÄŸcı Arnavut partisi, Arnavut Demokratik Partisi (ADP) ise 11 parlamenter çıkartarak 2002 seçimlerine oranla büyük bir baÅŸarı gösterdi. Makedonya Türk Demokratik Partisi (TDP) de, yine, iki milletvekili ile Makedonya Parlamentosu’nda temsil hakkı kazandı. Makedonya’nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra kurulan tüm seçimlerde olduÄŸu gibi 2006’daki seçimleri sonrasında da, Arnavut partileri kilit rolü üstlendi. Yeni Makedonya Hükümeti, VMRO-DPMNE ve Arnavut Demokratik Partisi (ADP) ittifakıyla kuruldu. (EDB’ye göre daha az parlamenter ile temsil edilmesine raÄŸmen, ADP’nin VMRO-DPMNE ile koalisyon kurmasını saÄŸlayan en önemli etken, bu iki partinin, 1998-2002 yıllarında da hükümet ortağı olmalarıydı.)
VMRO-DPMNE ile ADP’nin birlikte kurdukları koalisyon hükümetinin ömrü sadece iki yıl ile sınırlı kaldı. Bunun iki önemli sebebi vardı: Arnavutlar ile Makedonlar arasında yaÅŸanan sorunlar ve Yunanistan’ın, Makedonya’nın NATO üyeliÄŸini engellemesi. Makedonya Hükümetinin koalisyon ortaklarından birisi de Arnavut partisi olmasına raÄŸmen Makedon milliyetçileri, Arnavutça’nın Makedonya’da resmi dil olması, UÇK eski savaşçılarının resmi asker sayılması ve emeklilik haklarının verilmesi noktasında ayak diriyor. Bu noktada Arnavutlar ile Makedonlar arasında büyük sorunlar yaÅŸanıyor. YaÅŸanan sorunlardan dolayı Arnavut parlamenterler, Makedonya Parlamentosu’ndan çekilmiÅŸlerdi. Son olarak Yunanistan, Makedonya’nın NATO üyeliÄŸini, ülkenin ismine muhalefetinden ötürü, engelledi. (Yunanistan’ın kuzeyinde kalan topraklarda Makedonya olarak adlandırılıyor. Yunanistan, Makedonya isminin kullanılmasının kendi topraklarındaki ayrılıkçı unsurları etkileyeceÄŸinden çekiniyor ve Makedonya’ya her alanda ambargo uyguluyor.) Yunanistan’ın bu engellemesi erken genel seçimi mecburi hale getirdi.
Makedonya Hükümetiyle Arnavut partileri arasında varılan anlaÅŸma sonucu, erken genel seçime gidilmesi yönündeki önerge parlamentoya sunuldu. Ana muhalefet partisi baÅŸta olmak üzere muhalefetteki diÄŸer partiler ve Türk Demokratik Partisi milletvekilleri oylama sırasında salonunu terk ederek önergeyi protesto ettiler. Uzun süren tartışmaların ardından erken seçim önergesi, 120 parlamenterin, 70’inin evet oyuyla kabul edildi.
Seçimlerin ardından Türkler...
Makedonya Meclisinde alınan erken genel seçim kararının ardından alınır alınmaz dünyadaki bütün siyasi partiler koalisyon görüşmelerine baÅŸladılar. Makedonya’daki Türk partileri seçime iki ayrı parti ile giriyorlar: Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) ve Türk Demokratik Partisi (TDP). Türk Milli Birlik Hareketi yayınladığı bir bildiri ile birlik ve beraberlik çaÄŸrısı yaptı. Cevap alamayınca 6 seçim bölgesinin tamamında 120 adayla seçime tek başına girdi. Türk Demokratik Partisi (TDP) ise öncelikle Arnavut partileri ile ittifak görüşmeleri yaptı. Ancak Arnavut partileri, TDP’nin kendi bayrağını kullanmasına ve Türk toplumunun nüfusu oranında hak ettiÄŸi milletvekili ile temsil edilmesine sıcak bakmayınca görüşmeler olumsuz neticelendi. Türk Demokratik Partisi Genel BaÅŸkanı Kenan Hasip, seçim öncesinde eÅŸ zamanlı olarak, CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül ve AKP Hükümetinin bakanlarıyla birçok defa bir araya geldi. Bu görüşmeler esnasında mı karara baÄŸlandı bilemiyoruz ancak Türk Demokratik Partisi, son dakika kararıyla, VMRO-DPMNE ile anlaÅŸtı. TDP’nin bu kararı Türk seçmenler içinde büyük bir sürpriz oldu.
Seçimler tamamlanıp sandıklar açıldığında, 19 partili VMRO-DPMNE koalisyonu 64, Makedonya Sosyal Demokratlar BirliÄŸi 28, Ali Ahmeti’nin liderliÄŸindeki EDB 13, Arben Caferi liderliÄŸindeki diÄŸer saÄŸcı Arnavut partisi ADP 13 ve bir diÄŸer Arnavut Partisi PDP 1 milletvekilliÄŸi kazandı. Bu sonuçlara göre; 64 milletvekilli kazanan VMRO-DPMNE koalisyonu, tek başına hükümet kurmak için gereken 61 milletvekili sayısının üzerinde bir milletvekiline sahip olduÄŸundan, tek başına hükümet kurabilecek. Arnavut Partileri ise toplamda 27 milletvekili kazandı. Makedonya’nın en köklü Türk partisi olan Türk Demokratik Partisi, iki milletvekili adayı gösterdiÄŸi VMRO-DPMNE listelerinden bir milletvekili koltuÄŸu çıkarabildi. Türk Milli Birlik Hareketi Makedonya genelinde toplam 3.749 oy aldı ve Makedonya Parlamentoda hiç bir koltuk kazanamadı.
Türkler, Makedonya’da Makedon ve Arnavutlardan ile birlikte, tarih ve nüfus olarak en yoÄŸun olan milletler arasında. Fakat bu seçimlerde nüfusu Türklerden daha az olan diÄŸer etnik topluluklar, Türklerden daha fazla milletvekili çıkardı. 2001 yılında Makedonya’daki krizden sonra imzalanan “Ohri Çerçeve AnlaÅŸması” ile diÄŸer etnik topluluklar gibi Türklerin de daha fazla sesini duyurma imkânı olacağı düşünülüyordu. Nitekim baÅŸlangıçta öyle de oldu.
Türk Demokratik Partisi, 2002 yılında toplam üç, Adnan Kahil’in THP’si ise bir milletvekili çıkardı ve 120 koltuklu parlamentoda dört koltuk Türklerin oldu. Ancak Türklerin dört milletvekilliÄŸi, 2006 yılında ikiye indi. Son erken seçimlere baktığımızda bu sayı bire düştü. Bir baÅŸka ifade ile son altı yılda Makedonya Parlamentosu’ndaki Türk milletvekili sayısı dörtten, bire düşmüş oldu. Bu önemle üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Çünkü Makedonya’da yapılan bir seçim sadece Makedonya’nın sorunu deÄŸildir.
Bugün Balkanlarda yaklaşık yirmi milyon Müslüman yaşıyor. Bu Müslümanların dağılımına baktığımızda Osmanlı’nın Viyana surlarını aÅŸma hedefinin aslında gerçekleÅŸtiÄŸini söyleyebiliriz. Bugün bizler Viyana surlarında yapıcı olarak yaşıyoruz. Ancak, Balkanların tüm yollarını, hanlarını, hamamlarını yapan Osmanlı bakiyesi, Avrupa’nın da desteÄŸi ile zorba ilan edilmeye çalışılıyor. Ne acıdır ki, Türkiye de, Balkanlardaki Türklere azınlık olarak bakıyor. Balkanlardaki Türkler tarih, benlik ve kimlikleriyle Balkanların yapıcı ve kurucu unsurlarıdır.
Türkiye’nin görevleri
Türkiye devleti, Türkiye kurum ve kuruluÅŸları, hak ettiÄŸi gibi, dünya siyasetine yön veren bir konumda olmak istiyorsa, öncelikle Balkanlarda yumruÄŸunu masaya vurmalı, daha aktif, daha yapıcı, tutarlı bir siyaset izlemelidir. Türkiye ürkek politikaları bir kenara bırakıp talepkâr bir politika izlemelidir. Mesela, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yedi yeni devlet ortaya çıktı. Avrupa BirliÄŸi’nin temel politikalarına ve yaklaşımlarına baktığımızda bu devletlerin Türkiye’den çok daha önce bu birliÄŸe dâhil olacağını söyleyebiliriz. Bu ne demek? Strazburg’daki, Ermeni ve Yunan oyunları ancak Makedonya, Kosova, Arnavutluk ve Bosna-Hersek temsilcileri ile aşılabilir.
Türkiye, Makedonya’yı ilk tanıyan devlettir. Makedonya’nın elinden tutup BirleÅŸmiÅŸ Milletlere ve NATO’ya götürdü. Fakat Makedonya aynı samimiyeti göstermedi. Makedonya Anayasasına göre, Makedonya’da yaÅŸayan her millet, kamu kurum ve kuruluÅŸlarında nüfusu oranında temsil hakkına sahiptir. Fakat Müslüman Türkler, Hâkimler ve Savcılar kurulunda %4 oranında temsil edilmesi gerekirken, %1 temsil ediliyor. Makedonların kavmiyetçi bakışından dolayı birçok Türk hak ettiÄŸi yüksek lisans ve doktora tezlerini tamamlayamıyor.
Aynı ÅŸekilde ecdat mirası tarihi eserlerimiz restore edilmiyor, yok oluyor. Üsküp’teki TaÅŸ Köprüye, Komitacı KarpoÅŸ’un plaketi yerleÅŸtirildi. Yine Üsküp’teki üç handan biri olan KurÅŸunlu Han gasp edilerek, Peter Bogdani adıyla kültür merkezi yapıldı, Osmanlı Çarşısına, Osmanlı ve İslam düşmanı İskender Bey’in kocaman bir heykeli dikildi. Üsküp Türk Tiyatro binası Türklerin elinden alındı. Türkiye bu saldırılara sessiz kalmamalıdır.
Elbette mevcut tablo karşısında söylenecek çok önemli bir söz daha var ki, baÅŸta, Makedonya’daki Müslüman Türkler ve sonrasında tüm Müslümanlar koltuk kaygısını bir kenara bırakıp, tek bir çatı altında toplanarak, bu bölünmüşlüğe son vermeliler. Aksi takdirde Müslüman Türkler ve Arnavutlar kendi aralarında tartışırlarken, Balkanlardaki Müslümanlar birçok mevzii kaybetmiÅŸ olacaktır.
Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi
17. Uluslararası Müslüman Topluluklar BirliÄŸi Kongresi geçtiÄŸimiz günlerde, ESAM öncülüğünde, İstanbul’da gerçekleÅŸtirildi. Toplantı vesilesi ile Balkanlardan Asya’ya, Afrika’dan Asya’ya Müslümanlarının siyaset ve sivil toplum hareket temsilcilerini bir arada görmek güzeldi.
Dünyanın çeÅŸitli bölgelerinden gelen; dili, ırkı ve rengi farklı ama inancı ve idealleri aynı olan insanları görünce, Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde hayata geçirilen Milli Görüş’ün ve "Yeni bir dünya" kurma hedefinin önemini bir kez daha anladım. Bir kez daha anladım ki, emin adımlarla, Yeni bir dünya hedefine doÄŸru yürüyen bu hareketi durdurmak için dört duvar çok zayıf ve bahçeler ise çok dar. "Gönülden gönüle bir yol bir yol vardır görülmez."
Ancak bu toplantıya dair kafama takılan önemli bir husus var. 17. Uluslararası Müslüman Topluluklar BirliÄŸi Kongresi’ne, Balkanlardaki hemen hemen her ülkeden, Müslüman siyaset ve sivil toplum hareket temsilcileri katılmasına raÄŸmen, Bosna-Hersek’ten hiçbir temsilci yoktu.
Kişisel bağlantılarım dolayısı söyleyebilirim ki, bu toplantıya iştirak edebilecek, birçok Boşnak Müslüman siyaset ve sivil toplum hareket temsilcisi mevcutken kimseyi görememek beni fazlasıyla üzdü. Çünkü Bosna-Hersek, ırk anlamında, Türkiye ve Türklere en uzak millet olmasına rağmen, Türkiye ile ilişkiler ve Osmanlı mirasına sadakat anlamında en sadık millettir. Umarım gelecek toplantılarda Bosna-Hersek Müslümanlarından temsilcileri de aramızda görebiliriz.
|