Karlofça (Sremski Karlovci) Sırbistan’da ÅŸirin bir kasaba.
1 Haziran 2008 Hürriyet Yalçın DOĞAN Türkler bir daha bu kapıdan geçmesin
1699’da Karlofça AnlaÅŸması’nın imzalandığı çadırın bulunduÄŸu tepeye 1800’lerin başında bir kilise yapılıyor. O çadırın yapısına, görünüşüne uygun bir kilise.
Ama asıl ilginç olan kilisenin dört kapısı var. Tıpkı çadırdaki dört yöne bakan dört ayrı kapı gibi. Dört kapıdan üçü açık. Osmanlı’nın çadıra girdiÄŸi doÄŸu kapısı duvarla örülü. Kilisenin yapıldığı tarihten bu yana, iki yüz yıldır duvarla örülü. Türkler artık bir daha bu kapıdan geçip Avrupa’ya ayak basmasın diye...
Dört yöne açılan dört ayrı kapı. Doğu, batı, kuzey, güney kapıları. O kapılardan biri, doğu kapısı bir daha açılmamak üzere kapatılıyor. Duvarla, sıkı sıkıya örülüyor.
Karlofça (Sremski Karlovci) Sırbistan’da ÅŸirin bir kasaba. Tarihi çok eski. Roma İmparatoru Marcus Aurelius ki, aynı zamanda Stoa felsefe okulunun kurucusu, Tuna Nehri kıyısındaki bu verimli bölgeye üzüm baÄŸları diktiriyor. Günümüzde Orta Avrupa’da Karlofça ÅŸarapları çok itibarlı.
Geçen hafta Karlofça’dayım. Dokuz bin nüfuslu kasabanın orta yerinde dört yöne bakan dört ayrı musluklu çeÅŸme: İnanışa göre, hangi musluktan su içerseniz, Karlofça’nın o yönünde bir eviniz olacak.
Dokuz bin nüfuslu ama, bir zamanlar Sırp Ortodoks Kilisesi’nin merkezi. Åžimdi tertemiz, sakin bir kasaba.
Karlofça’nın Türkler için önemi çok baÅŸka. Karlofça’yı biz bir anlaÅŸmadan dolayı biliyoruz. 1699 yılındaki Karlofça AnlaÅŸması Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun dört yüz yıllık hegemonya sonrasında toprak kaybettiÄŸi ilk anlaÅŸma.
Tahtta padiÅŸah II. Mustafa var. 1697’de Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu ile yine savaÅŸa tutuÅŸuyor. Ancak, Zenta’da yenilgiye uÄŸruyor. Aynı anda Venedik, Mora ve Dalmaçya’ya, Lehistan ise BoÄŸdan’a saldırıyor. Bizim tarihimize "Deli" diye geçen, Batılı tarihçilerin "Büyük" diye niteledikleri Petro Rusya’da. Karadeniz’in kuzeyindeki Azak Kalesi’ni ele geçiriyor. Her tarafta yenilen Osmanlı anlaÅŸmaya oturmaya zorlanıyor. Zaten baÅŸka çare yok.
DÜŞÜŞÜN SİMGESİ
Karlofça’nın dış mahallelerinden birinde bir tepe var. YeÅŸillikler içinde, Tuna Nehri’ne bakıyor. Nefis bir manzara. O gün için de öyle, bugün de. Ne var ki, 1699’da o tepede yaÅŸanan manzara yürek acısı. Bugün de, öyle.
O tepeye 1698 Eylül’ünde bir çadır yerleÅŸtiriliyor. Çadırın dört yöne bakan dört giriÅŸi var. Her bir kapıdan bir ülke giriyor. Birinden Venedik, diÄŸerinden Avusturya ve Lehistan, ötekinden Rusya, doÄŸu kapısından da Osmanlı Sadrazamı Amcazade Hüseyin PaÅŸa ile Reisulkuttap (bugünkü dışiÅŸleri bakanı) Rami Mehmet Efendi giriyor. Osmanlı’yı temsilen.
Herkes çadıra aynı anda giriyor. Osmanlı’nın düşüş simgesi. Bir zamanlar egemenliÄŸi altındaki bu ülkelerle "ÅŸartlar artık eÅŸit" mantığıyla, aynı anda girmek, ötekilerin üstünlüğü.
Dört-beÅŸ ay süren görüşmelerden sonra, 26 Ocak 1699’da imzalanan Karlofça AnlaÅŸması ile Macaristan ve Erdel BeyliÄŸi (Transilvanya) Macarlar’a, Ukrayna ve Podolya Lehistan’a, Mora ve Dalmaçya Venedikliler’e bırakılıyor. Çok ağır bir anlaÅŸma. Gerileme dönemi.
BİR MİLYON EURO NEREDE
AnlaÅŸmanın imzalandığı çadırın bulunduÄŸu tepeye 1800’lerin başında bir kilise yapılıyor. O çadırın yapısına, görünüşüne uygun bir kilise.
Geçen hafta o kilisenin önündeyim. Kilise şu anda onarılıyor. Onarımın başında bulunan Sırp yetkilinin verdiği bilgiye göre, Türkiye onarım için bir milyon Euro veriyor. Yine aynı yetkili, "Siz parayı verdiniz, ama parayı bizimkiler henüz bize vermedi" diyerek, kendi ülkesinden, alışık olduğumuz bir kesit aktarıyor.
Ama, asıl kilisenin dört kapısı, çadır gibi, dört yöne bakan dört ayrı kapı.
Dört kapıdan üçü açık. Osmanlı’nın çadıra girdiÄŸi doÄŸu kapısı duvarla örülü. Kilisenin yapıldığı tarihten bu yana, iki yüz yıldır duvarla örülü. Bugün yine öyle. Onarım yine öyle.
Türkler artık bir daha bu kapılardan geçip Avrupa’ya ayak basmasın diye.
|