Anasayfa   Ýletiþim  
Reklam  
   
 
 
   
Google
   
   
    
 
 

 
 
 
 
 

20 yıl sonra Arnavutluk

İlber Ortaylı
Milliyet 6 Nisan 2008

20 yıl sonra Arnavutluk

Arnavutların Kruja’sındayız. Osmanlı’nın ünlü Akçahisar’ı; 15’inci yüzyılın ortasında iki Osmanlı padiÅŸahını yani iki ünlü mareÅŸali uÄŸraÅŸtıran İskender Bey Kastriota’nın kuÅŸatmacıları bezdirdiÄŸi kale...
Enver Hoca devrinde bir ulusal abide olarak restore edilmiÅŸ ve müzesi kurulmuÅŸ. Bugün Osmanlı karşıtı tarih görüşü yeniden gözden geçiriliyor, zira İskender Bey’in savaşçılığını kabul etmek ve baÅŸarısını belirtmek için bu denli bir karşıt yorum gerekli mi deniyor.
Kruja, Arnavut milliyetçilerinin, Rönesans devri dedikleri dönemde merkezleÅŸtirdikleri bir yer. Arnavutluk’un FraÅŸeri, Topi yahut Topdani, Dukakin gibi aileleri bu kalenin içinde kurulan müzede portreleriyle ve büstleriyle kurucu babalar olarak kutsanıyor. Ama Arnavut milliyetçiliÄŸinin ilginç niteliÄŸi de burada açığa çıkıyor.
Bağımsızlık için uÄŸraÅŸan FraÅŸerilerden Åžemsettin Sami Bey kültürel milliyetçiliÄŸimizin mimarlarından, hatta milli bilinci de uyandıranlardan. Ansiklopedimizi, çaÄŸdaÅŸ imlamızı, lügatlerimizi, hatta baÅŸarılı örnek olmasa da ilk romanımızı ona borçluyuz. Aynı ÅŸekilde Åžemsettin Sami Bey, Arnavut tiyatrosunun ve alfabesinin yaratıcısı. Eserinin her sayfasında buram buram Arnavut ve Türk milliyetçiliÄŸi kokuyor. Bu ikili milliyetçilik ancak Osmanlı İmparatorluÄŸu’na özgü.

Çehresi değişen şehirler
Kruja’da galeriler milli tarihin bazen yeniden yazılmış safahatıyla dolu. Ünlü Dükakinler, yani bizim Dukakinzadelerin Osmanlı tarihindeki yapıcı rolleri unutulmuÅŸ, baÅŸka türlü bir Arnavut milliyetçisi olarak çiziliyor. Oysa onlarsız bir Türkiye tarihi düşünülemez, hatta bizim Ayasofya’nın ünlü müdürü Feridun Dirimtekin de bu sülaledendi. Hiç şüphesiz, bilinen 28 sadrazamımızı Arnavut kavmi hediye etti.
Bugün Arnavutluk’un büyük ÅŸehirleri süratle çehre deÄŸiÅŸtiriyor. 1823’te henüz kurulan Tiran, Arnavutluk’un küçük hacimli baÅŸkentiydi, bugün nüfusu 700 bin. AÅŸağı yukarı her üç Arnavuttan biri Tiranlı.
Tabii DoÄŸu Arnavutluk’tan kopup gelen halk ÅŸehrin etrafındaki ekili arazilere, sosyalist devirden kalma sıvasız tuÄŸla binalara inat rengarenk binalar yükselterek yerleÅŸiyor. Bereketli ova toprağı varoÅŸlarla kaplanmış. Vlora yani Osmanlı’nın Avlonya’sı ve kıyıdaki Draç da böylesine büyüyen iki ÅŸehir.
Tiran’ın Bulvar Impera denen ve Kral Zogu zamanında İtalyanlarca inÅŸa edilen çekirdek bölgesi -ki neo Roma üslubunda binalar ve fıstık çamlarıyla donanmıştır- ÅŸimdi tuhaf camdan çirkin gökdelenlerle berbat edilmiÅŸ.

Ulusal bir kabiliyet
Galiba Tiran ve Draç yeni zenginliÄŸin bütün kahrını çekecek. Kosova ve Makedonya’dan gelen Arnavutlar tatil ve gezinti için Draç’ı tercih ediyor, daha zengin turistler ise Sarandra ve Ergiri gibi güney bölgelerini... Bu sayede taÅŸ işçiliÄŸinin en güzel örnekleriyle donanmış olan Berat, Ergiri, İşkodra gibi Arnavutluk’un geleneksel ÅŸehirleri nüfusun tahaccümünden kurtulabilir.
Bu eski ÅŸehirler Arnavutluk’un tarihi ve tabii güzelliklerini koruyacak gibi. Aksi takdirde Yunanistan ve Türkiye’deki gibi büyüyen ÅŸehirlerin, ÅŸehirleÅŸme kurbanı olmaları kaçınılmaz ve Arnavutluk da aynı kaderi paylaÅŸabilir.
Tiran’da da deÄŸiÅŸiklikler var. Eski opera binası ve müze ihmal edilmiÅŸ ama aynı yerde dış yayınların satıldığı kitapçı rengarenk. Arnavut aydınları, hatta basit halk radyo ile İtalyanca ve Fransızca öğreniyordu, bunu 20 sene evvel görmüştüm.
Tiran’daki kitapçıda her dilden kitap satılıyor. İtalyanca Bizans tarihinden ortaçaÄŸ Avrupa tarihlerine; onun yanında otomobil ve mobilya dergilerine kadar her ÅŸey var. İnsanların parası yetmese bile günlerini orada geçiriyorlar. Galiba küçük Arnavutluk’un komÅŸu Yunanistan ve Sırbistan’a göre üstün tarafı bu. Türk okullarında Arnavut öğrencilerin çoÄŸu kusursuz Türkçe öğreniyor, bu ulusal bir kabiliyet.
Bir yanda çevre ile artan zenginliÄŸin çatışması, okul sisteminin Batı’dan gelen dalgalar karşısında sarsılması, imar yolsuzlukları; öbür taraftan dışa açılma ve hayat kavgası için dil öğrenme, muhasebe öğrenme... Bakalım geliÅŸen tarih çizgisi bu küçük ve sevimli ülkeyi nerelere götürecek?

Hıncal Uluç üstadıma...

“Cengiz Han” filmi ile ilgili olarak yazdıkların doÄŸrusu beni düşündürdü. Galiba herhangi bir filme törenle ve davetle seyirci olmak yazılana itimadı azaltıyor ve eleÅŸtirmen gibi oluyoruz. Yalnız ÅŸunu söyleyeyim; belki bu film çok fazla tarih yaptığından sıkıcı oluyor. Bozkırdaki hayat Vasili Radlov, Sven Hedin gibi gezgin bilim adamlarından da hissettiÄŸimiz kadarıyla aslında bizim zihinlerimizde olduÄŸundan daha renkli.
Cengiz Han’ın hayatının bu ilk safhası bilinen tarihi gerçeklere çok aykırı deÄŸil. Bakalım ikinci ve üçüncü bölümlerde tarihin büyük imparatorluÄŸunu kuran bu göçebe baÅŸbuÄŸun hayatı nasıl verilecek? Orada hem rejisör hem de tarihçilerin deÄŸerlendirmesi imtihandan geçecek gibi. O zaman doÄŸrusu deÄŸerlendirmeni bekleriz ve gereklidir de. Åžimdilik bu “Cengiz Han” filmine eski örneklerine göre denecek bir ÅŸey yok.

 

 
Nutuk (Sesli ve Görsel)
 
Etkinlik Takvimi
, 2026
PzrPztSalÇrşPrşCumCts
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
 
 
 
 
Copyright Aralýk 2002 © balkanpazar.org
tasarým ve uygulama Artgrafi.net